İzleyiciler

31 Ekim 2016 Pazartesi

İpek Hanım Çiftliği'nden...

"Yediğine, içtiğine dikkat et, güvenilir gıda tüket" diyorlar ya kamu spotunda, birkaç yıldır dikkat etmeye çalışıyorum. Bu dikkat, Yavuz Dizdar'ı önce izleyip, sonra kitabı "Yemezler"i okuyunca daha da arttı. Kendimce katkısız beslenmeye ve beslemeye çalışıyorum ama eşim ve büyük oğlum gündüz öğünlerini dışarıda yiyorlar. Ben ne kadar emek emek doğal beslemeye çalışsam da, kahvaltı ve öğlen yemeklerinde çok büyük ihtimalle sanayi tipi salçalar, margarinler, tezgah ömrü uzun ürünlerden yapılan yemekler yiyorlar. Sabah ve ikindi kahvaltısında çıkan süt, kutu süt. Ama Allah'tan nispeten güvenilir olduğunu bildiğim Sütaş.
Yavuz Dizdar'ı dinlemenizi tavsiye ederim. Kendisi, kanser hastalıklarının sayısının inanılmaz artmasını, ürünlerdeki katkılardan ve geleneksel gıdadan uzaklaşmaya bağlayan bir doktor. Onun kitabını okuduğumdan beri tavuk yiyemiyorum. Mecbur kalmadıkça kutu süt kullanmıyorum. Market yerine de pazar tercih etmeye başladım elimden geldiğince.
"İpek Hanım Çiftliği" de, doğal, katkısız ürünler hakkında araştırma yaparken karşıma çıkan, internet yoluyla siparişlerini dağıtan, ilaçsız, hormonsuz, hilesiz ürün sattıklarını iddia eden bir çiftlik. İddia eden diyorum, çünkü kendi gözlerimle görmedim, reklamımsı birşeylerini yapıyorum ama tavsiye edecek bilgim yok. Bu yazımın ana niyeti de, yaptığım siparişlerin sonucundan bahsetmek.
Geçenlerde Sevgili Demir Anne, yaptığımız bir muhabbet sonrasında, çiftliğin kurucusu Pınar Hanım'la irtibat kurmuş, pozitif elektrik almış olmalı ki, bloğunda bahsetmiş. Vesile olduğum için sorumluluk hissettim, sonuçta "garanti veririm" diyebileceğim bir yer değil. "Gelin, misafirimiz olun, gözlerinizle görün" diyorlar ama benim gidebilme şansım olmadı. Gerçi gitsem de bir şey anlamam zaten. :)
Ne yapsam, ne yapsam derken, aldığım ürünlerin memnuniyetini paylaşmak geldi aklıma. Herkesin beğenisi farklıdır elbet ama ben genel hatlarıyla bilgi vereyim de, içimdeki kurt terketsin beni.
"Ay ne gereksiz bir pimpirik" demeyin ne olur, ben fidan satın aldım binbir hevesle, üstünde çiçekleri olan dalı koparıp, toprağa sokup, fidan diye gönderdiler. "Taflan kurusu" sipariş ettim, milletin yemediği artık meyveleri kurutmuşlar, utanmadan onu gönderdiler. Bunlardan sonra, "görmeden almam" dedim, büyük konuşmuşum. Yaklaşık üç yıldır bu çiftlikten alışveriş yapıyorum. Burası hakkında da ileri geri konuşanlar var ama asparagastır inşallah.
Her cumartesi, e-posta ile müşterilere ürün listesi gönderiliyor. Excel dosyası ile. İşaretleyip geri gönderiyorsunuz, Kargoyla geliyor, "tadına bakın, ödemesini öyle yapın, memnun değilseniz ödemeyin" diyorlar.
Efendiiiim, gelgelim, ben neler aldım?...

İlk grup: Sebzeler
Pazarda o mevsimde hangi sebze varsa büyük oranda mevcut. Öyle "doğal ürün gelecek, lezzeti, kokusu mest edecek" beklentiniz olmasın benim gibi. Aksine yapay bir şey kullanmadıkları için, pazar ürünlerinden albenileri eksik oluyor. Listenin yarısı kadarını denedim. Aldıklarımdan memnun kaldım. Arpacık soğan dışında, çünkü kuru soğanın küçüklerini seçip, arpacık diye göndermişlerdi.

Meyveler
Çok pahalı olmayanları istedim genelde, sebzeler kısmında anlattıklarım geçerli. Aldıklarımdan memnun kaldım.

Hazır yemekler
Tarhana, sebze çorbası ve brokoli çorbası istedim, Sebze ve brokoliyi bizimkiler çok beğenmediler, tarhana da tekrar isteyeceğim kadar lezzetli gelmedi bana. Bu gruptan tekrar sipariş vermedim.

Makarnalar
Ev şehriyesi istedim, kavrulmuş şehriye geldi, çorbası kötü oldu yiyemedik, pilavda kullandım,

Bakliyatlar
En çok bunları aldım ben, hepsinden de memnun kaldım, lezzetleri iyi. Normal pirinç, esmer bulgur, kırmızı mercimek, yarma sürekli aldıklarım.

Ocaklı köyü pastanesi
Hiç almadım, bana çok pahalı geldi

Ekmekler
Ekmeği kendim yapıyorum, o yüzden pek ilgilendirmedi beni bu kısım. Bazlama aldım merakımdan, lezzetli, kocaman bir bazlama geldi. Ama oldukça pahalı. Hamburger ekmeği istedim, bayat geldi. Tekrar sipariş vermedim bu gruptan.

Unlar
En çok kullandığım diğer grup burası. Ekmeklik un, tam buğday, çavdar ve mısır unu aldım. Bir de yulaf ezmesi. Hepsinden memnun kaldım.

Salçalar
Biber salçası istedim, nefisti. Ketçap fena değildi ama açıldıktan sonra çok kısa bir süre içinde bitirin diyordu üstünde, tanıtım açıklamasında yazmıyordu halbuki. Zamanında bitiremedik.

Turşu, ekşi ve sirkeler
Nar ekşisi aldım, marketlerde satılan uyduruk nar ekşisine alışkın olduğumuzdan belki de, bunu beğenemedik. Faydalı diye zorlamaya çalıştım kendimi, baktım salataları yiyemiyorum, atmak zorunda kaldım. Belki bilene eşsiz gelir ama ben sevmedim. Pekmez gibiydi.
Ev sirkesi, çok lezzetli.

Tahin pekmezler
Keçiboynuzu pekmezini uzun bir süre büyük prense ilaç niyetine içirdim. Şifalı olduğuna inanıyorum. Sonra taflan pekmezi buldum, tekrar almadım.
Tahin güzeldi. Ama fiyatı çok pahalı geldi bana. Geçen sene Torku'nun tahinini aldım. O da güzeldi.
Çikolatalı Kahvaltılık Ezme, o kadar pahalı ki, gelecek ürüne olan beklenti zirvede oluyor. Lezzeti fena değil ama çocuklar sevmedi. Evde kendim yaptım, onu da sevmediler. Onda da Torku'dan aldım, doğallığı meçhul tabi.

Kuruyemişler
Çoğunu denedim, genelde lezzetliler. Yalnız, badem istemiştim, zerdali çekirdeği sandığım başka bir meyve geldi. Çekirdek küçüktü ve tadı acıydı. Ücretini yarım ödedim, tekrar da istemedim.

Peynirler
İzmir tulumu ve lor peyniri aldım. Fena değil.

Süt, Yoğurt
Süt aldım sıklıkla. Süt konusunda çok iddialılar, güvendim de. Pişirdiğimde, sanki üstüne sıvıyağ dökülmüş gibi bir görüntü oldu. Beyaz sütün üstünde sarı sarı benekler... Eşim, "bu sütte bir gariplik var" dedi, pek kulak asmak istemedim. Bir başka seferinde arkadaşım gördü, benzer şekilde eleştirdi, ben de fotoğrafını çekip whatsapp dan, çiftliğin sahibi Pınar Hanım'a gönderdim. "Normal mi" diye yazdım, "kesinlikle normal" cevabı verdi.
Yumurta istedim. Hani bayat yumurtayı anlamak için sallarız, içi sallanıyorsa bayat deriz ya. Gelen ilk yumurtaların içinde sallananlar vardı.. Arayıp görüştüm, çok kibar karşılandım, yoldan kaynaklanabileceği, yumurtaların günlük gönderildiği bilgisini aldım. Bir sonraki siparişimde taze istediğimi özellikle belirttim. Gelen yumurtaların hiçbiri sallanmıyordu. Ondan sonraki siparişte yine belirttim, hepsi sallanıyordu. Tekrar aradım, yine benzer bir açıklama aldım. Son siparişte de aynı şikayet olunca bir daha yumurta istemedim.

Bitki çayları lezzetli, baharatlar güzel.

Tohumların hepsini aldım, hiçbirini beceremedim. Belki benden kaynaklanmıştır. Belki ektiğim toprak verimsizdir. Ama yüz güldürmedi, kimi hiç çıkmadı. Yazdım, bu kez cevap alamadım.

Budur.
Küçük prens büyüsün, belki gitmeyi becerebilirim.
Belki ben de büyükşehirden kaçar, oralara yerleşirim.
Ayyyy, saat 4 olmuş.

Deryaaaa, kız kıymetini bil. Şu akademik çalışma sırf senin için. <3





















8 yorum:

  1. Çok güzel açıklamalı bir yazı olmuş =). Tane tane. Her çeşit ekmeğimi bende kendim yapıyorum. Bahçe işleri ile annem sağolsun ilgileniyor. Şehrin içinde bahçede neredeyse pek çok şey yetiştirşyor. 2 de tavuğumuz var yumurtalarda taze yani =). Bir ineğimiz yok iste anneme kalsa onu da besler de biz izin vermiyoruz :). Torunları her şeyi doğal yemeliymiş. Paylaşım için çok teşekkür ederim. Sevgilerimle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aaa ne güzel, ne şans. şehir içinde bahçe de harikaymış.Olanlar zor diyor, temizliği, ısıtması falan ama dört duvar beni çok sıkıyor bu aralar. Çocukları da öyle. Bahçe olsa toprakla oynasınlar, temiz hava mis.
      Anneciğinin ellerinden öperim, torunlar doğal beslensinler tabi, sağlıklı olsunlar.
      Sevgiler benden

      Sil
  2. Hahahaha, çok güzel bir akademik çalışma olmuş :)

    Bizimkiler Yalova, da yaşarken Handan Hanımın çiftliğinden besleniyorlardı ama İstanbul'da bitti o lüks :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :))
      Ah ne güzelmiş o lüks.
      İstanbul aşığı olduğunu biliyorum ama, belki taşınırsınız geri ya da bahçeli bir eve geçersiniz.. o lüks yeniden başlar, belli mi olur?

      Sil
  3. Ah, ah, maalesef şimdi böyle olduk:( anneanemlerin zamanlarında gıdalar bozulmamıştı, gdo yoktu, her şey zaten doğaldı. Anneannemde kahvaltı ederdik de, tadı damağımda kaldı mesela "Pıtım" diye bir turşusu vardı ki, bayılırdık. Afiyetle tüket arkadaşım.
    Sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsan içindeyken bilmiyor kıymetini. Ben çocukken annem köye götürürdü beni. Arkadaşlarım denize tatile giderken benim köye gidiyor oluşuma çok üzülürdüm. Halbuki asıl tatili ben yapıyormuşum haberim yok.
      Pıtım turşusu ne ola ki? İnternetten baktım, Bitlis yöresine ait ot diyor. Ah eski lezzetler. Olsa da yesek.
      Teşekkür ederim, sevgiler benden

      Sil
  4. Gerçek bir değerlendirme paylaştığınız için teşekkürler. Genelde bu tip ürünleri kullananlar methederek anlatıyorlar, iyi mi kötü mü anlayamıyoruz.Sevgiler..

    YanıtlaSil
  5. Teşekkürler benden, hoşgeldiniz.

    YanıtlaSil